İHAM'ın Ozerov/Rusya kararından başlayarak geliştirdiği içtihat, bir ceza davasında 'çelişmeli yargılama' (adversarial principle) ilkesinin güvence altına alınması için iddia makamının duruşmada bulunmasını neden zorunlu görmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88774

İHAM, çelişmeli yargılama ilkesinin, davanın taraflarına (iddia ve savunma) delilleri öğrenme, bu deliller hakkında yorum yapma ve kendi iddialarını mahkeme önünde etkin bir şekilde sunma imkanı tanınması olduğunu belirtir. İddia makamının (savcının) duruşmada bulunmamasını bu ilkenin ihlali olarak görmesinin nedenleri şunlardır: 1) Delillerin Tartışılmasındaki Rolü: Savcı, iddia makamı olarak, sunulan delillerin (tanık beyanları, belgeler, raporlar) güvenilirliğini ve ispat gücünü savunma ile birlikte tartışmalıdır. Savcının yokluğunda bu tartışma eksik kalır, tek taraflı hale gelir. 2) Silahların Eşitliği: Sanık ve müdafii, iddia makamının argümanlarına ve delil yorumlarına doğrudan cevap verme imkanından yoksun kalır. Mahkeme, savcının rolünü üstlendiğinde, sanık kendisini hem iddia eden hem de yargılayan bir makam karşısında bulur ki bu, 'silahların eşitliği' ilkesini temelden zedeler. 3) Mahkemenin Tarafsızlığının Korunması: Savcının duruşmada aktif rol alması, mahkemenin tarafsız bir hakem konumunda kalmasını sağlar. Savcı olmadığında, mahkeme maddi gerçeği araştırmak için iddia makamının görevlerini (örneğin tanık çağırma, soru sorma) üstlenmek zorunda kalabilir. Bu durum, mahkemenin objektif tarafsızlığına gölge düşürür. İHAM'a göre, bu güvenceler, isnat edilen suçun ağırlığına bakılmaksızın tüm ceza davaları için geçerlidir. (Kaynak: İHAM, Ozerov/Rusya, B. No: 64962/01; İHAM, İmret/Türkiye, B. No: 69539/12)