Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 16.01.2019 tarihli, 2019/1445 K. sayılı kararında, şüphelinin hakaret içeren bir tweeti retweetlemesi fiili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddedilmesi neden hukuka aykırı bulunmuştur? Kararda 'yeterli şüphe' kavramı nasıl yorumlanmıştır?
Yargıtay, bu kararda itirazın reddini hukuka aykırı bulmuştur çünkü dosyadaki mevcut delillerin kamu davası açılması için CMK m. 170/2 anlamında 'yeterli şüphe' oluşturduğuna kanaat getirmiştir. 'Yeterli şüphe', soruşturma sonunda toplanan delillere göre, şüphelinin suçu işlediğine dair olasılığın, işlememiş olma olasılığından daha kuvvetli olmasıdır. Bu, mahkumiyet için aranan 'kesin kanaat'ten daha düşük bir standarttır. Somut olayda, Yargıtay'ın yeterli şüphenin varlığına hükmetmesindeki unsurlar şunlardır: 1) Retweetlenen İçeriğin Niteliği: Paylaşılan ifadeler ('pislik, namert, şerefsiz' vb.) açıkça hakaret suçunu oluşturabilecek niteliktedir. 2) Failin İkrarı: Şüpheli, söz konusu Twitter hesabının kendisine ait olduğunu ve bu paylaşımları (retweetleri) kendisinin yaptığını kabul etmiştir. 3) Taraflar Arasındaki Husumet: Şüpheli ile müşteki arasında önceden devam eden bir dava (husumet) bulunması, şüphelinin bu retweeti hakaret kastıyla yapmış olabileceğine dair şüpheyi güçlendirmektedir. Yargıtay'a göre bu unsurlar bir araya geldiğinde, şüphelinin eyleminin sübut bulup bulmadığına ve kastının ne olduğuna ilişkin nihai değerlendirmenin, tüm delilleri doğrudan tartışacak olan mahkeme tarafından yapılması gerekir. Savcılığın veya sulh ceza hakimliğinin bu aşamada 'mahkumiyete yeterli delil yok' gibi bir gerekçeyle dosyayı kapatması, soruşturma ve kovuşturma makamlarının rollerini karıştırmak anlamına gelir ve etkin soruşturma yapma yükümlülüğüne aykırıdır. (Kaynak: Yargıtay 18. CD, 16.01.2019, 2018/7790 E., 2019/1445 K.; CMK m. 170)