Bir ceza davasında, sanıkla aralarında husumet bulunduğu bilinen bir muhbirin beyanlarına ne ölçüde itibar edilebilir? Yargıtay, bu tür durumlarda mahkemelerden nasıl bir araştırma yapmasını beklemektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88771

Sanıkla arasında husumet bulunan bir muhbirin beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması ve bu beyanların tek başına mahkumiyet için yeterli görülmemesi, ceza muhakemesinin temel ilkelerindendir. Yargıtay, bu tür durumlarda mahkemelerden titiz bir araştırma yapmasını beklemektedir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 25.09.2018 tarihli kararında da belirtildiği gibi, mahkemenin yapması gerekenler şunlardır: 1) Husumetin Varlığı ve Niteliğinin Araştırılması: Sanık ile muhbir-tanık arasında iddia edilen husumetin gerçekten var olup olmadığını ve niteliğini (nedenini, derecesini) araştırmalıdır. 2) Yan Delillerle Desteklenme Zorunluluğu: Muhbirin beyanının, olayla ilgili başka somut, objektif ve güvenilir yan delillerle (örneğin, fiziki takip tutanağı, teknik takip verileri, başka tanık beyanları, maddi deliller) desteklenip desteklenmediği kontrol edilmelidir. 3) Çevresel Araştırma: Gerekirse, köy muhtarı, ihtiyar heyeti üyeleri veya civardaki diğer kişiler gibi olayı veya tarafları tanıyan kişilerin tanık olarak dinlenmesi yoluyla muhbirin beyanlarının doğruluğu sınanmalıdır. Eğer muhbirin beyanı dışında sanığın suçu işlediğine dair kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmuyorsa, sadece husumetli bir kişinin soyut beyanına dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Aksi takdirde, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ihlal edilmiş olur. (Kaynak: Yargıtay 19. CD, 25.09.2018, 2016/6668 E. sayılı kararı)