İHAM'a göre, devletin din ve devlet işlerini düzenlerken sahip olduğu 'takdir payı' (margin of appreciation), bir dini veya inancı 'meşru' veya 'gayrimeşru' olarak tanımlama yetkisini içerir mi? İzzettin Doğan kararında bu ilke nasıl yorumlanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88762

Hayır, içermez. İHAM'a göre, devletlerin din-devlet ilişkilerini kendi tarihsel ve toplumsal koşullarına göre düzenleme konusunda belirli bir 'takdir payı' vardır. Ancak bu takdir payı sınırsız değildir. Devletin tarafsızlık ve çoğulculuk ödevi, bu takdir payının en önemli sınırını oluşturur. İHAM, İzzettin Doğan kararında, devletin bu takdir payının, dini inançların ve bunların ifade edilme biçimlerinin 'meşruluğunu' veya 'doğruluğunu' belirleme yetkisini kesinlikle içermediğini vurgulamıştır. Bir inancın teolojik olarak başka bir dinin yorumu olup olmadığına karar vermek veya bir ibadetin 'geçerli' olup olmadığını belirlemek devletin görevi değildir. Devlet, bir dini topluluğun kendi kimliğini nasıl tanımladığına saygı duymakla yükümlüdür. Türkiye'nin, Aleviliği İslam'ın bir yorumu olarak niteleyip özerk bir inanç olarak tanımaması, İHAM tarafından bu takdir payının aşılması ve devletin tarafsızlık ödevinin ihlali olarak görülmüştür. Devletin takdir payı, farklı inançların barış içinde bir arada yaşamasını sağlayacak hukuki çerçeveyi oluşturmakla sınırlıdır, inançların içeriğine müdahale etme hakkını kapsamaz. (Kaynak: İHAM, İzzettin Doğan ve diğerleri/Türkiye, B. No: 62649/10, 26/04/2016)