5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.210 uyarınca, 'olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesi gerekir'. Bir uyuşturucu ticareti davasında, suçu ihbar eden ve kollukta ifade veren muhbirin beyanı tek delil ise ve bu muhbir duruşmada bulunamazsa, sadece soruşturma aşamasındaki ifadesine dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88756

Hayır, kurulamaz. CMK m. 210, 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ve 'yüz yüzelik' ilkelerinin önemli bir yansımasıdır. Eğer bir davada mahkumiyetin dayandırılacağı tek veya belirleyici delil bir tanığın beyanı ise, sanığın adil yargılanma hakkı gereğince bu tanıkla duruşmada yüzleşme, ona soru sorma ve beyanlarının güvenilirliğini test etme imkanına sahip olması gerekir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 23.11.2017 tarihli kararında da belirtildiği gibi, bu durumda tanığın (olaydaki muhbirin) duruşmada mutlaka dinlenmesi zorunludur. Soruşturma aşamasında, özellikle de müdafi huzuru olmadan alınmış bir ifadenin duruşmada okunması, tanığın dinlenmesi yerine geçmez. Eğer bu tanığın dinlenmesi, tüm çabalara rağmen mümkün olmazsa (örneğin ölmesi, bulunamaması), mahkeme bu beyanı artık mahkumiyet için tek veya belirleyici delil olarak kullanamaz. Bu durumda, sanığın atılı suçu işlediğine dair, bu beyan dışında, kuşkuyu aşan yeterli ve kesin başka deliller yoksa, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince beraat kararı verilmelidir. (Kaynak: CMK m. 210; Yargıtay 10. CD, 23.11.2017, 2016/2507 E. sayılı kararı)