AYM'nin, Cumhuriyet savcısının asliye ceza mahkemesi duruşmalarına katılmamasını Anayasa'ya uygun bulurken dayandığı 'maddi gerçeğin re'sen araştırılması ilkesi' ne anlama gelmektedir? İHAM'ın İmret/Türkiye kararındaki yaklaşım, bu ilkenin sınırlarını nasıl çizmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88744

'Maddi gerçeğin re'sen araştırılması ilkesi', ceza muhakemesinde mahkemenin, tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmayıp, hüküm vermek için gerekli gördüğü tüm araştırmaları kendiliğinden yapma yetkisi ve yükümlülüğünü ifade eder. AYM, bu ilkeye dayanarak, savcı duruşmada olmasa bile hâkimin maddi gerçeği araştırarak adil bir yargılama yapabileceğini ve bu durumun tarafsızlığa aykırı olmadığını savunmuştur. İHAM'ın İmret/Türkiye kararındaki yaklaşımı ise bu ilkenin uygulanmasına önemli bir sınır getirmektedir. İHAM'a göre, 'maddi gerçeği araştırma' yetkisi, hâkimin iddia makamının (savcının) rolünü üstlenerek aktif bir şekilde sanık aleyhine delil toplaması anlamına gelmemelidir. Hâkimin bu şekilde hareket etmesi, yani savcının yapması gereken görevleri üstlenmesi, onu davanın bir tarafı haline getirir ve 'objektif tarafsızlığına' gölge düşürür. Bu durum, özellikle 'çelişmeli yargılama' ve 'silahların eşitliği' ilkelerinin geçerli olduğu itham sisteminin ruhuna aykırıdır. Dolayısıyla İHAM, hâkimin re'sen delil toplama yetkisini, mahkemenin objektif tarafsızlığını zedelemeyecek şekilde, daha çok mevcut delilleri aydınlatma ve sanık lehine olabilecek hususları araştırma ile sınırlı olarak yorumlamaktadır. (Kaynak: AYM, E.2015/9, K.2015/94; İHAM, İmret/Türkiye, B. No: 69539/12)