Uyuşturucu suçlarında 'muhbir' olarak adlandırılan kişinin kimliğinin gizlenmesi ve mahkemede tanık olarak dinlenmemesi mümkün müdür? 08.02.2008 tarihinde 5728 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin bu konudaki etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88741

08.02.2008 tarihinden önce, 2313 sayılı Kanun'un 27. maddesi, 1918 sayılı Kanun'a atıf yaparak, uyuşturucu suçlarını ihbar edenlerin kimliklerinin rızaları olmadıkça açıklanamayacağını düzenliyordu. Ancak, 5728 sayılı Kanun ile 2313 sayılı Kanun'un bu maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Bu değişiklik sonrası, Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, 08.02.2008 tarihinden sonra uyuşturucu suçunu ihbar eden kişilerin (muhbirlerin), rızaları olup olmadığına bakılmaksızın, gerektiğinde mahkemede tanık olarak dinlenmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Muhbirin kimliğinin gizlenmesi kural olarak mümkün değildir. Bunun tek istisnası, CMK m. 58/2'de düzenlenen ve 'sadece bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak' tanığın kimliğinin gizlenmesine olanak tanıyan 'gizli tanıklık' müessesesidir. Eğer olayda bir örgüt faaliyeti yoksa, muhbirin kimliği açıklanarak, sanık ve müdafiinin de hazır bulunduğu bir duruşmada, CMK'daki tanıklık usullerine göre dinlenmesi gerekir. Muhbirin dinlenmemesi, özellikle mahkumiyetin büyük ölçüde onun beyanına dayandığı durumlarda, adil yargılanma hakkının ihlali ve eksik araştırma nedeniyle bozma sebebi sayılmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr makalesi; 5728 sayılı Kanun; Yargıtay 9. CD, 28.01.2016, 2015/8242 E. sayılı kararı)