TCK m. 216/3'te düzenlenen 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' suçunun oluşabilmesi için aranan 'fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması' koşulu, somut bir tehlikeyi mi yoksa soyut bir tehlikeyi mi ifade eder? AYM ve İHAM kararları ışığında bu unsuru yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88727

TCK m. 216/3'te yer alan 'fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması' koşulu, bir somut tehlike şartıdır. Bu, fiilin sadece soyut olarak kamu barışını bozma potansiyeli taşımasının yeterli olmadığı, somut olayda kamu barışının bozulmasına dair açık ve yakın bir tehlike yaratması gerektiği anlamına gelir. AYM ve İHAM kararları bu yorumu desteklemektedir. AYM, 'Hakan Aygün' kararında, sosyal medya paylaşımlarının çok sayıda beğeni almasının tek başına kamu barışını somut olarak tehlikeye soktuğu anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir. Benzer şekilde, 'Ufuk Çalışkan' kararında, bazı vatandaşların ihbar mektupları yazmasının, cezalandırmayı haklı kılacak düzeyde bir tehlikenin varlığını somutlaştırmadığını ifade etmiştir. İHAM da benzer şekilde, ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin 'zorunlu bir toplumsal ihtiyaca' karşılık gelmesi gerektiğini vurgular. Dolayısıyla, sadece bir grup insanın rahatsız olması, incinmesi veya şikayette bulunması bu suçun oluşması için yeterli değildir. Yargı makamının, fiilin toplumda fiili bir kargaşa, çatışma veya şiddet eylemlerine yol açma potansiyeli taşıdığını somut olgularla ortaya koyması gerekir. (Kaynak: TCK m. 216/3; AYM, Hakan Aygün, B. No: 2020/13412; AYM, Ufuk Çalışkan, B. No: 2015/1570)