Bir ceza davasında, sanığın eyleminin hem hırsızlık (TCK m. 142/2-d - haksız yere elde bulundurulan aletle kilit açma) hem de hırsızlık (TCK m. 142/1-b - bina içinde muhafaza altına alınmış eşya) nitelikli hallerini oluşturması durumunda, hangi hüküm uygulanmalıdır? Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2014/18365 E., 2015/21209 K. sayılı kararı bu konuda nasıl bir çözüm önermiştir?
Yargıtay, bu gibi durumlarda suçun işleniş şekline ve hangi nitelikli halin eylemi daha özel olarak kapsadığına bakmaktadır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, TCK m. 142/2-d'nin ancak 'kilit aksamına zarar vermeden olağan yollar ile kilidi açmak suretiyle' işlenen hırsızlıklar için uygulanabileceği belirtilmiştir. Somut olayda ise, sanıkların 'araç kilit tertibatına hasar verip kontak kısmına zarar vererek' hırsızlığı gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Bu eylem, bir 'alet' kullanmaktan ziyade, malın 'kırılması, delinmesi veya zorlanması' suretiyle koruma mekanizmasının ortadan kaldırılmasıdır. Bu durum, TCK m. 142/1-b'de yer alan '...bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında' işlenen hırsızlık suçunun unsurlarından olan 'muhafazayı kırma' eylemine daha çok uymaktadır. Kararda da, eylemin TCK m. 142/1-b'ye uyduğu gözetilmeden, m. 142/2-d'den ceza verilmesi suç vasfında yanılgı olarak kabul edilmiş ve bozma nedeni yapılmıştır. Dolayısıyla, eylemin işleniş biçimine en uygun olan özel normun uygulanması gerekir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-151-mala-zarar-verme-sucu.html)