AYM ve İHAM istatistikleri karşılaştırıldığında, adil yargılanma hakkı ihlallerinin toplam ihlaller içindeki oranı AYM'de (%76,8) İHAM'a göre (%37,65) çok daha yüksektir. Bu istatistiksel fark nasıl yorumlanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88651

Bu büyük istatistiksel fark, iki mahkemenin başvuru profili ve işlevindeki farklılıklardan kaynaklanmaktadır ve dikkatli yorumlanmalıdır: 1) **Filtreleme Mekanizması:** AYM, Türkiye'deki tüm hukuki uyuşmazlıklar için ilk ve en yaygın başvurulan hak ihlali denetim merciidir. Dolayısıyla, her türden adil yargılanma şikayeti (makul süre, gerekçesizlik vb.) doğrudan AYM'ye gelmektedir. İHAM ise, AYM'nin bir iç hukuk yolu olarak kabul edilmesiyle birlikte artık bir 'filtre' görevi görmektedir. AYM'nin giderdiği ihlaller İHAM'a gitmemektedir. İHAM'a artık daha çok AYM'nin çözmediği veya yapısal sorunlardan kaynaklanan (örneğin TFF Tahkim Kurulu kararları gibi) daha karmaşık veya sistematik ihlaller gitmektedir. 2) **Makul Süre İhlalleri:** Türkiye'de yargılamaların uzun sürmesi kronik bir sorundur. AYM'ye yapılan başvuruların yarısından fazlasını makul süre şikayetleri oluşturmaktadır. Bu durum, AYM istatistiklerinde adil yargılanma hakkı ihlali oranını tek başına şişirmektedir. İHAM'ın toplam istatistikleri ise 47 ülkeyi kapsadığı için bu oran daha dengeli dağılmaktadır. 3) **Diğer Hak İhlallerinin Yoğunluğu:** İHAM'ın Türkiye aleyhine verdiği kararlarda, geçmişte yaşam hakkı, işkence yasağı gibi çok ağır hak ihlalleri daha büyük bir yer tutuyordu. Bu durum, adil yargılanma hakkının oransal olarak daha düşük görünmesine neden oluyordu. Özetle, fark, Türkiye'deki adil yargılanma sorununun İHAM'a göre daha az olduğu anlamına gelmez; aksine, AYM'nin bu sorunu tespit eden birincil merci haline geldiğini ve sorunun büyüklüğünü kendi istatistiklerinde yansıttığını gösterir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/adil/durust-yargılanma-hakki-ihlallerine-iliskin-bilanco-ve-kisi-hurriyeti-ve-guvenligi-hakki-bilancosuna-kisa-bakis)