'İkiz tutuklama' kavramını, AYM ve AİHM'in Atilla Taş kararını esas alarak açıklayınız. Bir kişinin tahliye edildikten hemen sonra aynı olgulara dayanılarak farklı bir suç nitelemesiyle yeniden tutuklanması, hangi temel anayasal ve usul hukuku ilkelerini ihlal etmektedir?
'İkiz tutuklama', bir şüpheli veya sanığın belirli bir suçlamayla ilgili tutukluluk kararının kaldırılmasından hemen sonra, fiilen serbest kalmasını engelleyecek şekilde, ilk tutukluluğa temel olan aynı veya çok benzer olgulara dayanılarak fakat farklı bir suç nitelemesiyle yeniden tutuklanması uygulamasıdır. AYM ve AİHM'in Atilla Taş kararında bu durum net bir şekilde hukuka aykırı bulunmuştur. Bu uygulama şu ilkeleri ihlal eder: 1) **Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı (Anayasa m.19, AİHS m.5):** Mahkeme kararıyla verilen bir tahliye kararının fiilen uygulanamaz hale getirilmesi, bu hakkın özüne yönelik bir müdahaledir. 2) **Hukuk Devleti ve Hukuk Güvenliği İlkesi (Anayasa m.2):** Mahkeme kararlarının öngörülebilir ve uygulanabilir olması bu ilkenin gereğidir. Bir mahkemenin tahliye kararının, başka bir soruşturma ile anlamsız kılınması hukuk güvenliğini zedeler. 3) **Yakalama ve Tutuklama Usulüne İlişkin Güvenceler:** CMK m. 91/6, 'serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe... bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz' der. AYM, Atilla Taş kararında bu yasağın tutuklama için de 'evleviyetle' geçerli olduğunu belirtmiştir. Yani, aynı olgulara dayanarak, sırf suçu farklı niteleyerek (örneğin 'örgüte yardım' yerine 'darbeye teşebbüs') yeni ve yeterli delil olmaksızın yeniden tutuklama kararı verilemez. Bu, kanuna karşı hiledir ve tutuklamanın kanuni dayanağını ortadan kaldırır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ikiz-tutuklama)