AYM'nin 2020/23730 başvuru numaralı Özgür Boğatekin kararında, gazetecinin köşe yazılarının iftira suçunu oluşturmadığına karar verilirken, 'basının kamusal gözetleyici rolü'ne vurgu yapılmıştır. Bu rol, ifade ve basın özgürlüğünün sınırlarının belirlenmesinde ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88594

'Basının kamusal gözetleyici rolü' (public watchdog), demokratik bir toplumda basının, kamu gücünü kullanan organları (hükümet, idare, siyasetçiler) halk adına denetleme, eleştirme, sorgulama ve hesap sormaya davet etme işlevini ifade eder. AYM ve AİHM içtihatlarında bu role özel bir önem atfedilir. Bu rol, ifade ve basın özgürlüğünün sınırlarının, sıradan bir vatandaşın ifade özgürlüğüne göre daha geniş yorumlanmasını gerektirir. Basın, sadece doğru olduğu kesinleşmiş bilgileri değil, aynı zamanda kamuoyunu ilgilendiren iddiaları, şüpheleri ve eleştirileri de dile getirebilir. Özgür Boğatekin kararında AYM, başvurucunun bir kaymakamın işlemlerinin hukuka uygunluğunu sorgulayan ve açıklama yapmaya davet eden yazılarının, bu kamusal gözetleyici rol kapsamında olduğunu belirtmiştir. Bu tür yazıların, asılsız olduğu bilinerek yapılan somut bir suç isnadı içermediği sürece iftira suçu olarak nitelendirilmesinin, basının denetim görevini yapmasını engelleyeceğini ve caydırıcı bir etki yaratacağını vurgulamıştır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/bireysel-basvurularda-kanuniligin-denetlenme-siniri)