Aynı fiilden dolayı bir şüphelinin hem CMK m. 100 uyarınca tutuklanması hem de CMK m. 128 uyarınca malvarlığına el konulması, 'ölçülülük' ilkesi açısından nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88578

Aynı fiilden dolayı hem tutuklama hem de malvarlığına el koyma tedbirlerinin uygulanması, 'ölçülülük' ilkesi açısından dikkatli bir değerlendirme gerektirir. Ölçülülük ilkesi, uygulanan tedbirin ulaşılmak istenen amaç için 'elverişli', 'gerekli' ve 'orantılı' olmasını şart koşar. Tutuklama (CMK m. 100), delillerin karartılmasını, şüphelinin kaçmasını önlemeyi amaçlayan bir kişi özgürlüğünü kısıtlama tedbiridir. Malvarlığına el koyma (CMK m. 128) ise, suçtan elde edilen gelirin veya suç eşyasının müsaderesini güvence altına almayı amaçlayan bir mülkiyet hakkını kısıtlama tedbiridir. Bu iki tedbirin amaçları farklıdır. Dolayısıyla, birinin uygulanması diğerini gereksiz kılmaz. Ancak hakim, her iki tedbire de karar verirken, bunların birlikte uygulanmasının şüpheli üzerinde yaratacağı toplam etkinin orantılı olup olmadığını değerlendirmelidir. Örneğin, suçtan elde edildiği düşünülen tüm malvarlığına el konulmuş ve bu yolla şüphelinin kaçma veya delil karartma imkanı (örneğin tanıkları etkilemek için para kullanma) ortadan kalkmışsa, tutuklama tedbirinin 'gerekliliği' yeniden değerlendirilebilir ve adli kontrol gibi daha hafif bir tedbirin yeterli olup olmayacağı tartışılabilir. Her iki tedbirin de somut olayın koşullarında gerekli ve orantılı olduğunun kararda ayrı ayrı gerekçelendirilmesi zorunludur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ikiz-tutuklama metnindeki genel ilkelerden türetilmiştir.)