Atilla Taş başvurusunda AYM, ilk tutuklama kararını Anayasa m. 19/3'e aykırı bulmazken, AİHM aynı kararı AİHS m. 5/1'in ihlali olarak değerlendirmiştir. İki mahkemenin 'suç işlendiğine dair kuvvetli belirti/makul şüphe' standardını değerlendirmesindeki bu farklılığın temel nedenlerini analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88521

İki mahkeme arasındaki bu farklılık, 'kuvvetli belirti' (AYM) ve 'makul şüphe' (AİHM) standartlarının yorumlanması ve denetimin derinliğindeki farklılıktan kaynaklanmaktadır. AYM, ilk tutuklama kararını incelerken, başvurucunun yazılarının 'FETÖ/PDY yapılanmasını övücü... nitelikte görülmesinin' ve bu durumun 'temelsiz ve keyfi bir yaklaşım olarak görülemeyeceği' tespitiyle yetinmiştir. Bu, daha çok soruşturma makamlarının takdirinin 'açıkça keyfi' olup olmadığına odaklanan daha sınırlı bir denetimdir. AİHM ise daha derin bir inceleme yapmıştır. AİHM, ilk tutuklama kararında başvurucunun hangi somut yazı veya paylaşımının suç şüphesine dayanak yapıldığının belirtilmemesini, yani kararın gerekçesizliğini ve bireyselleştirilmemiş olmasını eleştirmiştir. AİHM'e göre, objektif bir gözlemciyi ikna edecek, 'makul şüphe' oluşturan somut olgu ve bilgilerin kararda gösterilmesi gerekir. AİHM, Sulh Ceza Hakimliği kararında yer almayan olgulara AYM'nin itibar etmesini de eleştirmiştir. Özetle, AYM 'keyfilik' denetimiyle yetinirken, AİHM 'makul şüpheyi' destekleyen somut olguların kararda açıkça ortaya konulup konulmadığını daha titiz bir şekilde incelemiş ve bu eksiklik nedeniyle ihlal kararı vermiştir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ikiz-tutuklama)