AYM'nin Özgür Boğatekin kararında, derece mahkemesinin 'kanunu bilmemenin mazeret sayılmayacağı' gerekçesiyle başvurucuyu iftira suçundan mahkum etmesi neden hukuken isabetsiz bulunmuştur? Bu gerekçenin iftira suçunun unsurlarıyla ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88453

AYM, bu gerekçeyi iki temel nedenle hukuken isabetsiz bulmuştur. Birincisi, 'kanunu bilmemek mazeret sayılmaz' (ignorantia juris non excusat) ilkesi, bir kişinin işlediği fiilin hukuka aykırı olduğunu bilmemesinin onu sorumluluktan kurtarmayacağını ifade eden genel bir ceza hukuku ilkesidir. Ancak iftira suçunun (TCK m. 267) unsurları farklıdır. İftira suçunun oluşması için failin, 'hukuka aykırı bir fiil isnat ettiği' kişinin o fiili işlemediğini 'bilerek' hareket etmesi, yani özel bir kastla hareket etmesi gerekir. Başvurucunun, bir nüfus müdürlüğü işleminin hukuka aykırı olduğunu 'zannetmesi' veya bu konuda 'hukuki bir yanılgı' içinde olması, o işlemin hukuka aykırı olmadığını 'bildiği halde' isnatta bulunduğu anlamına gelmez. AYM'ye göre, bir işlemin kanuna aykırı olduğunu ileri sürmek, iftira suçunun maddi unsuru olan 'hukuka aykırı bir fiil isnadı'nı oluşturmaz. Bu, bir iddiadan ibarettir. Dolayısıyla mahkemenin kullandığı 'kanunu bilmemek mazeret sayılmaz' gerekçesi, iftira suçunun aradığı özel kast unsurunu ispatlamaya elverişli değildir ve suçun unsurlarıyla doğrudan bir ilgisi yoktur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/bireysel-basvurularda-kanuniligin-denetlenme-siniri)