Elektronik haberleşme abonelik sözleşmesinin, kanun ve yönetmeliklerdeki şekil şartlarına aykırı olarak kurulmasının hukuki sonucu nedir? Bu geçersizlik, sonradan tüketici aleyhine ileri sürülebilir mi? Doktrindeki görüşü de belirterek açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88427

Elektronik haberleşme abonelik sözleşmelerine ilişkin mevzuatta, şekil şartlarına aykırılığın müeyyidesi açıkça 'geçersizlik' olarak belirtilmemiştir. Ancak metinde de atıf yapılan doktrinsel görüşe göre, bu durumda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'daki diğer sözleşme tipleri için öngörülen geçersizlik hükümlerinin kıyasen uygulanması gerektiği savunulmaktadır. Örneğin, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 22/3 (taksitle satış), m. 41/1 (tüketici kredisi) gibi maddelerde şekle aykırılık sözleşmeyi geçersiz kılar. Bu hükümlerdeki ortak ilke, geçersizliğin tüketici aleyhine ileri sürülememesidir. Bu ilkenin kıyasen abonelik sözleşmelerine uygulanması halinde, şekle aykırı (örneğin usulsüz kimlik doğrulaması ile kurulan) bir abonelik sözleşmesi geçersiz olacaktır. Ancak bu geçersizliği sadece tüketici kendi lehine ileri sürebilir. İşletmeci, daha sonra ortaya çıkacak bir uyuşmazlıkta (örneğin borcun tahsili için) 'sözleşme zaten şekle aykırı olduğu için geçersizdir' diyerek tüketicinin haklarını ortadan kaldıramaz. Bu yorum, tüketicinin korunması ilkesinin bir gereğidir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/Elektronik-Haberlesme-Sektorunde-Abonelik-Sozlesmelerinin-Kurulmasi)