Zimmet suçundan yargılanan bir sanık, duruşmada, zimmetine geçirdiği parayla kamu hizmeti için acil bir harcama yaptığını (örneğin, bozulan bir makineyi tamir ettirdiğini) ve kurumu zarara uğratma kastı olmadığını iddia ederse, bu savunmanın hukuki geçerliliği nedir?
Bu savunma, kural olarak zimmet suçunun oluşmasını engellemez. Zimmet suçunun oluşması için, failin kamu malını, kanunun öngördüğü usul ve esasların dışına çıkarak, malikmiş gibi keyfi bir şekilde tasarruf etmesi yeterlidir. Paranın kişisel bir menfaat için değil de, yine bir kamu hizmeti için harcanmış olması, eylemin 'keyfi' ve 'usulsüz' olma niteliğini ortadan kaldırmaz. Kamu harcamaları, belirli bir bütçe, ihale ve harcama usulüne tabidir. Failin, bu usulleri atlayarak, kendi takdirine göre bir harcama yapması, mal üzerinde kendisine tanınmayan bir tasarruf yetkisini kullanması anlamına gelir. Yargıtay, bu tür durumları 'amaçta zimmet' veya 'harcamada zimmet' olarak nitelendirerek, zimmet suçunun oluştuğunu kabul etmektedir. Ancak, bu durum, failin kastının yoğunluğunun az olduğu kabul edilerek, TCK m. 61 uyarınca temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinde bir takdir nedeni olarak dikkate alınabilir.