AYM'nin istatistiklerine göre, toplam hak ihlali kararları içinde adil yargılanma hakkı ihlallerinin oranının, İHAM'ın genel istatistiklerindeki oranından (yaklaşık %77'ye karşı %37) çok daha yüksek olmasının nedeni ne olabilir?
Bu oransal farkın birkaç temel nedeni olabilir: 1) Başvuru Kültürü ve Konusu: Türkiye'de bireysel başvuru, davasını kaybedenler için adeta bir 'temyiz' yolu gibi görülmekte ve başvuruların büyük çoğunluğu, yargılamanın sonucunu değiştirmeye yönelik 'adil yargılanma' iddiaları üzerine yoğunlaşmaktadır. Diğer maddi haklara (ifade özgürlüğü, mülkiyet hakkı vb.) ilişkin başvurular, toplam başvurular içinde daha az yer tutmaktadır. 2) Filtreleme Mekanizması: AYM, önüne gelen her türlü yargısal hatayı 'adil yargılanma hakkı ihlali' potası içinde değerlendirmektedir. İHAM'a ise genellikle daha temel ve ağır hak ihlalleri gitmektedir. 3) Yapısal Sorunların Yoğunluğu: Metinde de belirtildiği gibi, Türkiye'deki yargı sisteminde 'makul sürede yargılanma' gibi yapısal sorunlar çok yaygındır ve bu, tek başına adil yargılanma istatistiklerini dramatik bir şekilde artırmaktadır. 4) Diğer Hakların Usul Boyutu İçinde İncelenmesi: Metinde değinildiği gibi, mülkiyet, özel hayat gibi haklara ilişkin usuli güvence ihlalleri, AYM tarafından genellikle 'adil yargılanma' başlığı altında incelenirken, İHAM bu tür usuli sorunları ilgili 'maddi hakkın' ihlali içinde değerlendirebilmektedir. Bu metodolojik fark da oranları etkileyebilir.