CMK m. 135 uyarınca alınan bir dinleme kararı sonucunda elde edilen kayıtlar, mahkemede delil olarak nasıl sunulur? Ham ses kayıtları mı, yoksa yazılı metinler mi esas alınır?
Uygulamada süreç şu şekilde işler: CMK m. 137/3'e göre, dinleme sonucu elde edilen ham ses veya görüntü kayıtları, öncelikle Cumhuriyet savcılığı veya onun görevlendireceği kolluk birimi tarafından 'çözümlenerek, metin haline getirilir'. Bu yazılı metinlere uygulamada 'tape' veya hukuki adıyla 'iletişim tespit tutanağı' denir. Bu tutanaklar, soruşturma veya kovuşturma dosyasına delil olarak sunulur. Ancak, bu tutanaklar tek başına nihai delil değildir. Sanık veya müdafii, bu tutanakların içeriğine, ham ses kaydına uygun olmadığına veya yanlış yorumlandığına itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, çelişkiyi gidermek için duruşmada ham ses kayıtlarını dinleyebilir veya bir bilirkişi marifetiyle yeniden çözümleme yapılmasını isteyebilir. Yargıtay'a göre, hükme esas alınması gereken, şüpheye yer vermeyecek şekilde doğruluğu teyit edilmiş olan ham ses kayıtlarının kendisidir; tutanaklar sadece bu kayıtların yazıya dökülmüş halidir.