Uyuşturucu madde kullanma suçundan (TCK m. 191) hakkında KDAE kararı verilen bir şüphelinin, denetim süresi içinde denetimli serbestlik müdürlüğünün çağrılarına uymaması üzerine hakkında kamu davası açılmıştır. Ancak mahkeme, KDAE kararının şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmediğini tespit etmiştir. Bu durumda mahkeme ne karar vermelidir?
Bu durumda mahkeme, CMK m. 223/8 uyarınca 'davanın durmasına' karar vermelidir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre (metindeki Yargıtay 10. CD, 2020/10116 E. sayılı karar gibi), KDAE kararının usulüne uygun tebliğ edilip kesinleşmesi, denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanabilmesi ve dolayısıyla bu tedbirin ihlal edilebilmesi için bir 'kovuşturma şartı'dır. Eğer karar usulsüz tebliğ edilmişse, hukuken kesinleşmemiştir ve denetimli serbestlik süreci başlamamıştır. Dolayısıyla, şüphelinin çağrılara uymaması, geçerli bir 'ihlal' oluşturmaz. Bu nedenle mahkeme, kovuşturma şartı olan 'geçerli ihlal'in bulunmadığı gerekçesiyle yargılamayı durdurmalı ve KDAE kararının usulüne uygun şekilde tebliğ edilip kesinleşmesinin ve infaz sonucunun beklenmesi için dosyayı Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndermelidir.