AYM'nin 2021 yılı istatistiklerine göre, yapılan yaklaşık 66 bin başvurunun %73'ten fazlasının 'adil yargılanma hakkı' şikayeti içermesi, bireysel başvuru kurumunun temel amacı ve işlevi açısından nasıl bir soruna işaret etmektedir?
Bu durum, bireysel başvuru kurumunun, temel hak ve özgürlükleri koruma mekanizması olmaktan çok, bir nevi 'süper temyiz' mercii olarak algılandığı ve kullanıldığı sorununa işaret etmektedir. 'Adil/Dürüst Yargılanma Hakkı' metninde AYM Başkanı'nın bu konudaki endişesi dile getirilmiştir. Adil yargılanma hakkı, yargılamanın usulüne ilişkin çok sayıda güvence içerdiği için, davasını kaybeden neredeyse her taraf, sonucun adil olmadığı iddiasıyla bu yola başvurmaktadır. Başvuruların ezici çoğunluğunun bu hakka ilişkin olması; hem AYM'nin iş yükünü aşırı derecede artırmakta, hem de yaşam hakkı, işkence yasağı, ifade özgürlüğü gibi diğer temel maddi haklara ilişkin ihlal iddialarının incelenmesini geciktirmektedir. Bu, bireysel başvurunun, kanun yollarında giderilmesi gereken usuli veya maddi hataların son bir kez daha denendiği bir mekanizmaya dönüşme riskini taşımaktadır. AYM'nin bu başvuruların büyük bir kısmını 'kanun yolu şikayeti' veya 'açıkça dayanaktan yoksunluk' nedeniyle reddetmesi de bu sorunun bir yansımasıdır.