Bir ceza yargılamasında, sanığın müdafii (avukatı) duruşmaya gelmemiştir. CMK m. 150/3 uyarınca, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan yargılanan sanığa, mahkemenin barodan zorunlu müdafi ataması gerekirken bu işlemi yapmadan yargılamaya devam edip mahkumiyet kararı vermesi, Yargıtay tarafından nasıl değerlendirilir?
Bu durum, Yargıtay tarafından 'mutlak bozma nedeni' olarak kabul edilir. CMK m. 150/3, '...alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada... istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir' hükmünü amirdir. Bu, sanığın savunma hakkının en temel güvencelerinden biridir ve mahkemenin re'sen gözetmesi gereken, kamu düzenine ilişkin bir kuraldır. Bu kurala uyulmadan, yani zorunlu müdafi olmaksızın yargılamaya devam edilmesi ve hüküm kurulması, AİHS m. 6/3-c ve Anayasa m. 36'da güvence altına alınan savunma hakkının esasına dokunan ağır bir ihlaldir. Yargıtay, bu tür bir usul hatası tespit ettiğinde, davanın esasına hiç girmeden, sırf bu nedenle kararı bozar ve dosyanın yeniden yargılama yapılması için yerel mahkemeye gönderilmesine karar verir. Bu, 'hükmü etkileyen' bir hata değil, 'hükmün hukuki geçerliliğini' ortadan kaldıran bir hatadır.