Bir AYM başvurusunda, derece mahkemesinin kararının 'keyfilik' içerdiği iddiası, hangi koşullarda 'açıkça dayanaktan yoksunluk' kapsamından çıkarak esastan incelenebilir bir iddia haline gelir?
'Keyfilik' iddiası, bir mahkeme kararının hiçbir makul hukuki veya mantıksal gerekçeye dayanmadığını, tamamen temelsiz veya bariz bir şekilde hatalı olduğunu ifade eder. 'İkiz Tutuklama' metninde belirtildiği gibi, 'yasal güvenceleri gözardı eden ve “keyfi” olarak nitelendirilebilecek kararların verilmesi kabul edilemez'. Bir kararın keyfi sayılabilmesi için, sadece AYM'nin aynı fikirde olmaması yeterli değildir. Kararın; yerleşik Yargıtay veya Danıştay içtihatlarına açıkça aykırı olması, kanunun açık ve emredici bir hükmünü görmezden gelmesi, birbiriyle çelişen gerekçeler içermesi veya somut olayla hiçbir ilgisi olmayan bir gerekçeye dayanması gibi durumlar gerekir. Örneğin, Atilla Taş kararında AYM, yeni bir delil olmaksızın aynı fiilden ikinci kez tutuklama kararı verilmesini, kanuni dayanaktan yoksun olduğu için 'keyfi' bir uygulama olarak görmüş ve ihlal kararı vermiştir. Bu tür bariz hukuka aykırılıklar, iddiayı 'açıkça dayanaktan yoksunluk' kapsamından çıkarır.