Zimmet suçuna teşebbüs (TCK m. 35) ile gönüllü vazgeçme (TCK m. 36) arasındaki ayrım, zimmete konu paranın bankaya yatırılmak üzere yola çıkan ancak bankaya hiç uğramadan geri dönen bir kamu görevlisi örneğinde nasıl yapılır?
Teşebbüs ile gönüllü vazgeçme arasındaki ayrım, failin icra hareketlerini tamamlayıp tamamlamadığı ve eylemini sonlandırma iradesinin kaynağında yatar. Zimmet, serbest hareketli bir suç olup, mal üzerinde malikmiş gibi tasarrufta bulunulduğu anda tamamlanır. Örnekte, kamu görevlisi parayı uhdesine alıp bankaya gitmeyerek zimmet amacıyla hareket etmeye başladığında icra hareketlerine başlamıştır. Eğer banka kapalı olduğu için, polis kontrolü gördüğü için veya başka bir dış engel nedeniyle geri dönerse, eylem TCK m. 35 uyarınca 'teşebbüs' aşamasında kalır. Ancak, metinde belirtildiği gibi, 'failin yine kasıtlı başlaması ve fakat icrai hareketlerden gönüllü olarak vazgeçmesi halinde TCK m.36 uyarınca cezalandırılmaz'. Eğer kamu görevlisi, hiçbir dış etken olmaksızın, pişmanlık duyarak veya yakalanma korkusuyla kendi iradesiyle parayı ait olduğu yere geri götürmeye karar verirse, bu durum TCK m. 36 kapsamında 'gönüllü vazgeçme' teşkil eder ve fail zimmete teşebbüsten cezalandırılmaz.