CMK m. 135/8'de sayılan katalog suçlardan birine ilişkin yürütülen bir soruşturmada, iletişimin denetlenmesi kararı için 'başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması' şartı nasıl yorumlanmalıdır? Bu şart, mutlak bir imkansızlığı mı ifade eder?
Bu şart, mutlak bir imkansızlığı değil, 'son çare (ultima ratio)' ilkesini ifade eder. Yani, soruşturmayı yürüten makamlar, iletişimin denetlenmesi gibi ağır bir koruma tedbirine başvurmadan önce, daha az müdahaleci olan diğer tüm delil toplama yöntemlerini (tanık dinleme, fiziki takip, belge incelemesi vb.) denemiş olmalı veya bu yöntemlerle sonuç alınmasının fiilen mümkün olmadığını makul gerekçelerle ortaya koymalıdır. Yargıtay içtihatlarına göre bu şart, 'başka türlü delil elde etme olanağının olmaması' şeklinde yorumlanmalıdır. Savcılık, dinleme talebinde bulunurken, neden diğer yöntemlerin yetersiz kaldığını veya neden sonuç vermeyeceğini (örneğin, suçun örgütlü yapısı nedeniyle tanıkların konuşmaktan korkması, delillerin gizlenmesi vb.) açıklamak zorundadır. Sadece 'delil elde edilemedi' şeklindeki soyut bir ifade, bu şartın yerine getirildiği anlamına gelmez. Bu, özel hayata ve haberleşme hürriyetine yapılacak müdahalenin orantılı olmasını sağlayan temel bir güvencedir.