Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvuruda, 'açıkça dayanaktan yoksunluk' nedeniyle kabul edilemezlik kararının temel kriterleri nelerdir? Bir başvurucunun, derece mahkemesinin delilleri yanlış takdir ettiğini ileri sürmesi neden genellikle bu kapsamda değerlendirilir?
AYM, 6216 sayılı Kanun m. 48/5 uyarınca, 'açıkça dayanaktan yoksun' başvuruları kabul edilemez bulur. Bir başvurunun açıkça dayanaktan yoksun sayılmasının temel kriterleri şunlardır: 1) Başvurucunun iddialarının ciddiye alınmayı gerektirecek nitelikte olmaması. 2) İddiaların temelden yoksun, ispatlanmamış veya soyut olması. 3) İhlal iddiasının konusunu oluşturan olguların, Anayasa'da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerden herhangi biriyle ilgisinin kurulamaması. 4) En yaygın durum olarak, başvurunun özünün, derece mahkemelerinin kararındaki delil takdiri veya hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin bir 'kanun yolu şikayeti' niteliğinde olması. 'Adil/Dürüst Yargılanma Hakkı' metninde belirtildiği gibi, 'Hakkaniyete uygun yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin büyük çoğunluğu; "kanun yolu şikayeti" olarak değerlendirilerek kabul edilemez bulunmaktadır.' AYM, bir temyiz mercii gibi hareket edemeyeceği için, delillerin yanlış takdir edildiği, tanık beyanının yanlış yorumlandığı gibi iddialar, 'bariz takdir hatası' veya 'açık keyfilik' seviyesine ulaşmadıkça, Anayasal bir ihlal değil, kanun yolu denetiminin konusu olarak görülür ve bu nedenle 'açıkça dayanaktan yoksunluk' gerekçesiyle reddedilir.