Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvurularda, derece mahkemelerinin bir kanun hükmünü yorumlama ve somut olaya uygulama biçimi hangi koşullar altında 'kanunilik' ilkesi (Anayasa m. 13, 38) yönünden bir inceleme konusu olabilir? 'Bariz takdir hatası' veya 'açık keyfilik' kavramları bu incelemede nasıl bir rol oynar?
Anayasa Mahkemesi (AYM), bireysel başvurularda kural olarak bir 'kanun yolu' mercii değildir; yani delil takdiri veya hukuk kurallarının yorumlanmasındaki hataları incelemez. Ancak bu kuralın istisnaları vardır. Derece mahkemesinin bir kanun hükmünü yorumlaması, Anayasa'da güvence altına alınan bir temel hak ve özgürlüğe müdahale teşkil ediyorsa, bu yorum 'kanunilik' ilkesi kapsamında denetlenebilir. 'Bireysel Başvurularda Kanuniliğin Denetlenme Sınırı' başlıklı metinde açıklandığı gibi, 'Anayasa ile korunan maddi haklardan birisine yönelik bir müdahalenin varlığı halinde, müdahalenin sebebini teşkil eden yargı organlarının yorum ve uygulaması, kanunun belirliliğine ve öngörülebilirliğine ilişkin olduğundan, “kanunilik” ilkesi kapsamında yapılan incelemenin konusunu oluşturur'. AYM, derece mahkemesinin yorumunun 'bariz takdir hatası' veya 'açık keyfilik' içerdiğini, yani mevcut kanun metninden çıkarılması mümkün olmayan, öngörülemez ve temelsiz bir sonuca ulaştığını tespit ederse, bu durum artık basit bir kanun yolu şikayeti olmaktan çıkar ve kanunilik ilkesinin ihlali haline gelir. 'Özgür Boğatekin' kararında AYM, iftira suçunun unsurlarının mahkemece öngörülemez bir şekilde geniş yorumlanmasını kanunilik ilkesine aykırı bularak ifade ve basın hürriyetlerinin ihlal edildiğine karar vermiştir.