Bir şüpheli hakkında TCK m. 191 uyarınca verilen KDAE kararı usulüne uygun tebliğ edilmeden ve kesinleşmeden, denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından infaza başlanmasının hukuki sonucu nedir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nasıldır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88104

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, KDAE kararı usulüne uygun olarak şüpheliye (ve varsa müdafiine) tebliğ edilip, CMK'daki 15 günlük itiraz süresi beklenmeden, yani karar kesinleşmeden infaza başlanamaz. Metinde yer alan Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2024/12566 E. sayılı kararında bu ilke açıkça belirtilmiştir: 'KDAE kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği... usule uygun tebliğ edilmeyen KDAE kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, KDAE kararının kesinleşmesi beklenilmeden... tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.' Dolayısıyla, kesinleşmeden yapılan tebligatlar ve infaz işlemleri geçersizdir. Şüphelinin bu süreçteki çağrılara uymaması, 'yükümlülüklere uymamakta ısrar etme' olarak kabul edilemez ve bu gerekçeyle kamu davası açılamaz. Mahkeme, böyle bir dava açıldığında, kovuşturma şartı olan 'geçerli bir ihlalin' bulunmadığı gerekçesiyle CMK m. 223/8 uyarınca davanın durmasına karar vermelidir.