Bir soruşturma dosyası, soruşturma aşamasında görev yapmış bir Cumhuriyet Savcısı tarafından iddianameye dönüştürülmüştür. Bu savcı daha sonra hakim olarak atanmış ve aynı davanın kovuşturma (duruşma) evresinde görev almıştır. Bu durum CMK açısından nasıl bir sonuç doğurur ve bu yasağın temel amacı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #86629

Bu durum, CMK m. 23/2'de düzenlenen 'Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hakim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.' şeklindeki kesin yasaklama kuralının ihlalidir. Bu kural, 'hakimin tarafsızlığı' ilkesini güvence altına almayı amaçlar. Soruşturma evresinde görev yapan bir savcı, şüpheli aleyhine delil toplar, bir kanaate varır ve bu kanaatle iddianame düzenler. Yani, olayla ilgili olarak bir ön yargı veya peşin bir kanaat oluşturmuş durumdadır. Aynı kişinin daha sonra hakim olarak, tarafsız ve objektif bir şekilde kovuşturma evresinde delilleri değerlendirip hüküm kurması beklenemez. Bu durum, 'görünüşte tarafsızlık' ilkesini de zedeler; sanık ve toplum nezdinde hakimin adil bir yargılama yapacağına dair güven sarsılır. Bu yasak, CMK m. 22'deki yasaklılık halleri gibi mutlak bir ret sebebidir ve kamu düzenindendir. Böyle bir hakimin yargılamaya katılması, CMK m. 289/1-a ('Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması') kapsamında mutlak bir bozma nedenidir. Yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir ve verilen hükmün bozulmasını gerektirir.