Bir kamu görevlisi hakkında TCK m. 257 (görevi kötüye kullanma) suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda, delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiştir. İdare, aynı fiil nedeniyle bu memur hakkında disiplin soruşturması yürüterek 'devlet memurluğundan çıkarma' cezası verebilir mi? Ceza mahkemesi kararının disiplin hukuku açısından bağlayıcılığının sınırları nelerdir?
Evet, verebilir. Ceza mahkemesi kararının disiplin hukuku açısından bağlayıcılığı sınırlıdır. Kural olarak, ceza mahkemesinin 'maddi olguların varlığına veya yokluğuna' ilişkin kesinleşmiş tespiti (yani fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediği konusundaki tespiti) disiplin makamlarını bağlar. Ancak, delil yetersizliğinden verilen beraat kararları (CMK m. 223/2-e), fiilin işlenmediğini değil, işlendiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığını ifade eder. Disiplin hukukunda ise 'tam ispat' veya 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ceza hukukundaki kadar katı uygulanmaz; fiilin işlendiğine dair makul ve yeterli bir kanaatin oluşması ceza verilmesi için yeterli olabilir. Dolayısıyla, ceza mahkemesinde mahkumiyete yetecek derecede kesin delil bulunamaması, disiplin soruşturmasında aynı fiilin sübuta erdiği kanaatine varılmasına engel değildir. İdare, ceza dosyasındaki diğer kanıtları (tanık ifadeleri, belgeler vb.) kendi disiplin mevzuatı çerçevesinde değerlendirerek, fiilin 657 sayılı Kanun'un 125/E maddesindeki 'memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelikte ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak' gibi bir tanıma uyduğuna karar vererek çıkarma cezası tesis edebilir. Bağlayıcı olan tek durum, fiilin sanık tarafından işlenmediğinin kesin olarak saptandığı beraat kararlarıdır (CMK m. 223/2-b).