HMK m. 34'te sayılan hakimin davaya bakma yasaklılığı (çekinme) hallerinden birinin varlığına rağmen, hakim davadan çekinmez ve yargılamaya devam ederse, bu durumun yargılamaya ve verilecek hükme etkisi ne olur? Tarafların bu durumu sonradan fark etmesi halinde başvurabilecekleri bir yol var mıdır?
HMK m. 34'te sayılan haller (örneğin, kendisinin veya eşinin davası olması, belirli derecedeki hısımlarının davası olması), hakimin davaya bakmasını kesin olarak yasaklayan ve kamu düzenine ilişkin olan hallerdir. Bu bir 'mutlak ret' sebebidir. Hakimin bu duruma rağmen davadan çekinmeyip yargılamaya devam etmesi, yargılamanın temelden sakatlanmasına yol açar. HMK m. 35/2'ye göre 'Hüküm ve kararlar ise herhâlde iptal olunur.' Bu, yasaklı hakimin katılımıyla verilen kararın, Yargıtay tarafından mutlak bir bozma sebebi sayılacağı anlamına gelir. Taraflar bu durumu yargılamanın herhangi bir aşamasında, hatta temyiz aşamasında bile ileri sürebilirler. Bu, süreye tabi bir ret sebebi değildir. Hatta HMK m. 377/1-b uyarınca bu durum, kesinleşmiş bir hükme karşı 'yargılamanın iadesi' sebebi olarak da kabul edilir. Dolayısıyla, yasaklı bir hakimin yargılamaya katılması, verilen hükmü geçersiz kılan, son derece ağır bir usul ihlalidir.