CMK m. 169'da düzenlenen 'soruşturmanın yazılılığı' ilkesinin, kolluk tarafından elde edilen istihbari bilgilerin delil olarak kullanılmasındaki rolü ve önemi nedir? Sözlü bir ihbar veya istihbari bilginin tutanağa bağlanmamasının hukuki sonucu ne olur?
CMK m. 169, 'Her soruşturma işlemi tutanağa bağlanır.' diyerek soruşturma evresinde yazılılık ilkesini benimsemiştir. Bu ilkenin istihbari bilgilerin delil olarak kullanılmasındaki rolü, bu bilgilerin kaynağını, elde ediliş şeklini ve içeriğini denetlenebilir kılmaktır. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ek m. 6/2 de polisin sözlü ihbar ve bilgileri yazılı hale getirmesini zorunlu kılar. İstihbari bir bilginin veya ihbarın usulüne uygun bir tutanağa bağlanması, o bilginin ne zaman, kimden, ne şekilde alındığını ve hangi kolluk görevlilerinin bu süreçte yer aldığını resmi olarak kayıt altına alır. Bu tutanak, daha sonra mahkemenin, bilginin hukuka uygun elde edilip edilmediğini denetlemesine ve tutanağı düzenleyen görevlileri tanık olarak dinlemesine olanak tanır. Eğer sözlü bir ihbar veya istihbari bilgi tutanağa bağlanmazsa, bu bilgi hukuken 'yok' hükmündedir ve delil olarak kullanılamaz. Çünkü kaynağı ve güvenilirliği belirsiz, denetime kapalı bir iddiadan ibaret kalır. Bu durum, hem soruşturmanın şeffaflığına hem de sanığın savunma hakkına aykırıdır. Yargıtay kararlarında da onaysız, imzasız veya usulüne uygun tutulmamış belgelere dayanılarak hüküm kurulması CMK m. 169'a aykırılık ve bozma nedeni olarak kabul edilmektedir.