Bir soruşturmanın başlamasına dayanak olan istihbari tutanak veya raporların, kovuşturma aşamasında dosyaya getirtilmemesi ve duruşmada okunup sanığa karşı diyeceklerinin sorulmaması, hangi temel ceza muhakemesi ilkelerini ihlal eder? Yargıtay'ın bu usuli eksikliğe ilişkin yaklaşımı nasıldır?
Bu durum, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'doğrudan doğruyalık' (vasıtasızlık), 'yüz yüzelik', 'çelişmeli yargılama' (silahların eşitliği) ve 'duruşmanın açıklığı' ilkelerini ihlal eder. CMK m. 206, delillerin duruşmada ortaya konulmasını, CMK m. 216 delillerin tartışılmasını ve CMK m. 217 de hakimin kararını ancak duruşmada ortaya konulmuş ve tartışılmış delillere dayandırabileceğini emreder. Soruşturmanın temelini oluşturan bir belgenin dosyaya getirilmemesi ve sanığın bu belgeye karşı savunma yapma imkanından mahrum bırakılması, adil yargılanma hakkının (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) özünü zedeler. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2020/4933 E., 2021/12577 K. sayılı kararında, soruşturmanın başlamasına dayanak istihbari tutanak ve raporların dosya içine konulmaması, 'eksik inceleme' ve 'savunma hakkını kısıtlar nitelikte' bir durum olarak kabul edilmiş ve bozma nedeni sayılmıştır. Yargıtay, bu tür belgelerin aslının veya onaylı suretlerinin dosyaya getirtilerek, duruşmada okunması ve sanığa bu delile karşı savunma yapma imkanı tanınması gerektiğini vurgulamaktadır. Aksi takdirde, sanık neyle suçlandığının temelini bilmeden yargılanmış olur.