Rüşvet veren bir kişi, suçu ihbar ederek TCK m. 254/2 uyarınca etkin pişmanlıktan yararlanmıştır. Bu durumda, rüşvet olarak verdiği paranın akıbeti ne olur? Bu paranın müsaderesi mi gerekir, yoksa ihbar edene iade mi edilir? Yargıtay'ın bu konudaki uygulamasını ve TCK m. 254'ün gerekçesiyle olan ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #86584

TCK m. 254/2'nin gerekçesinde, rüşvet veren kişinin etkin pişmanlıktan yararlanması halinde, rüşvet olaylarının açıklığa kavuşturulabilmesini teşvik etmek amacıyla, rüşvet olarak verdiği şeyin kendisine iade edileceği ve müsadereye hükmedilmeyeceği belirtilmiştir. Ancak Yargıtay, bu gerekçenin aksine, istikrarlı bir şekilde rüşvet olarak verilen paranın suça konu eşya ve suçun işlenmesiyle elde edilen maddi menfaat niteliğinde olduğunu kabul etmektedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/5345 E., 2014/12929 K. sayılı kararında, rüşvet teklifine konu paranın, 'suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaat niteliğinde olması ve el konulmaması nedeniyle sanıklardan alınarak ihbar edene iadesine karar verilemeyeceği' açıkça belirtilmiştir. Kararda, mahkemenin paranın ihbarcıya iadesine ilişkin hükmü bozulmuş ve düzeltilerek onanmıştır. Bu yaklaşıma göre, rüşvet parası, suçun konusunu oluşturduğu için, ihbar eden kişiye iade edilmez. Eğer paraya el konulmuşsa TCK m. 54 uyarınca, el konulamamışsa TCK m. 55 uyarınca kazanç müsaderesine veya eşdeğer müsaderesine konu edilmesi gerekir. Yargıtay'ın bu uygulaması, kanun gerekçesinden farklılaşmakta ve rüşvet parasının her halükarda kamuya intikal etmesi gerektiği prensibine dayanmaktadır.