6306 sayılı Kanun'a eklenen Ek m.1 ile getirilen 'riskli alan' tanımının genişletilmesi ve bu karara karşı dava açma hakkına getirilen sınırlamayı (uygulama işlemleri üzerine riskli alan kararına karşı dava açılamayacağı) 'etkili başvuru hakkı' ve 'hak arama hürriyeti' (Anayasa m. 36) açısından değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #86576

6306 sayılı Kanun Ek m.1, sadece zemin veya yapı riski olan yerleri değil, imar mevzuatına aykırılık veya kamu düzeninin bozulması gibi nedenlerle de bir alanın 'riskli alan' ilan edilmesine olanak tanıyarak kapsamı oldukça genişletmiştir. Daha da önemlisi, bu madde, riskli alan kararının Resmi Gazete'de yayımından itibaren 30 gün içinde dava açılmaması halinde, daha sonra bu karara dayanılarak tesis edilen uygulama işlemlerine (örneğin, yıkım, tahliye) karşı açılan davalarda, dayanak idari işlem olan riskli alan kararının hukuka aykırılığının ileri sürülemeyeceğini düzenlemektedir. Bu durum, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan 'hak arama hürriyeti' ve bunun bir uzantısı olan 'etkili başvuru hakkı'nı ciddi şekilde zedeler. Zira bireyler, Resmi Gazete'de yayımlanan ve kendilerini doğrudan ilgilendiren bir karardan zamanında haberdar olamayabilirler. Dava açma süresini kaçırdıklarında ise, mülkiyet haklarını kökten etkileyen uygulama işlemlerine karşı, o işlemlerin hukuki dayanağı olan kararın hukuka aykırılığını tartışamadan dava yürütmek zorunda kalırlar. Bu, savunma hakkını ve mahkemeye erişim hakkını anlamsızlaştıran, şekli bir hak haline getiren bir düzenlemedir. Dayanak işlemin hukuka aykırılığı tartışılamıyorsa, uygulama işlemine karşı açılan davanın etkili bir başvuru yolu olduğundan söz edilemez. Bu nedenle düzenleme, hak arama hürriyetine ölçüsüz bir sınırlama getirmektedir.