Bir taşınmazın icra yoluyla satışından elde edilen para, alacaklılar arasındaki sıra cetveline itiraz davası nedeniyle icra müdürlüğü hesabında yaklaşık dokuz yıl boyunca nemalandırılmadan tutulmuştur. Anayasa Mahkemesi, bu durumu mülkiyet hakkı bağlamında nasıl değerlendirmiştir? Devletin bu konudaki pozitif yükümlülüğünü ve ihlalin kaynağını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #86572

Anayasa Mahkemesi, Fatma Yıldırım (B. No: 2014/6577, K.T: 16/2/2017) kararında bu durumu Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir. AYM'ye göre, mülkiyet hakkı devlete sadece müdahale etmeme (negatif yükümlülük) değil, aynı zamanda mülkü üçüncü kişilerin müdahalelerine ve değer kaybına karşı koruma (pozitif yükümlülük) görevi de yükler. Somut olayda ihlalin kaynağı, bir kanun boşluğu veya icra memurunun kusurundan ziyade, devletin pozitif yükümlülüğünü yerine getirmemesidir. Devletin kontrolü ve hakimiyeti altında bulunan bir paranın (ihale bedeli), uzun süren bir yargılama boyunca enflasyon karşısında değerini yitirmesini önlemek, devletin koruma yükümlülüğü kapsamındadır. İcra müdürlüğünün, parayı vadesiz bir hesapta tutmak yerine vadeli bir mevduat hesabına yatırarak nemalandırması gibi basit bir tedbiri almaması, mülkiyetin gerçek değerini koruma görevini ihmal ettiğini gösterir. Bu durum, idareye olağanüstü bir külfet yüklemeyen, makul bir tedbirdir. Bu tedbirin alınmaması, paranın alım gücünün aşınmasına yol açarak mülkiyet hakkına orantısız bir müdahale teşkil etmiş ve bu nedenle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.