Yargıtay, SGK'ya fiilen çalışmayan bir kişiyi çalışıyormuş gibi bildirme eylemini TCK m. 206 kapsamında mı, yoksa özel belgede sahtecilik (TCK m. 207) kapsamında mı değerlendirmektedir? Bu eylemin hukuki nitelendirmesinin pratik sonuçları nelerdir?
Bu tür eylemler genellikle TCK m. 207 kapsamında özel belgede sahtecilik olarak değerlendirilir. Çünkü işveren, SGK'ya 'işe giriş bildirgesi' gibi belgeler sunarak bu bildirimi yapar. İşe giriş bildirgesi, düzenleyeni özel bir kişi (işveren) olduğu için özel belge niteliğindedir. Bu belgenin içeriğinin gerçeğe aykırı olarak (çalışmayan birini çalışıyor gibi) düzenlenmesi ve hukuki sonuç doğuracak şekilde (SGK'ya verilerek) kullanılması, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturur. Fail, bu sahte içerikli özel belgeyi kullanarak kamu kurumunu (SGK'yı) aldatmaktadır. Bu durumda, fail aynı zamanda kamu görevlisine (memura) yalan beyanda bulunmuş olsa da, eylemin asıl ağırlık noktası sahte bir özel belgenin düzenlenmesi ve kullanılmasıdır. Fikri içtima kuralları gereği, fail daha ağır cezayı gerektiren veya eylemi daha özel olarak tanımlayan suçtan, yani özel belgede sahtecilikten cezalandırılır. Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin 2017/1447 K. sayılı kararında da benzer bir olayda, sanığın kuruma nasıl bir bildirimde bulunduğunun, bu beyana dair belge olup olmadığının ve düzenlenen resmi belgenin niteliğinin araştırılması gerektiği belirtilerek, eylemin doğru vasıflandırılmasının önemine işaret edilmiştir. Pratik sonuç olarak, suçun TCK m. 207 olarak nitelendirilmesi, ceza miktarı ve uygulanacak diğer hükümler açısından farklılık yaratacaktır.