5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesindeki 'kimliği bildirmeme' kabahati ile TCK m. 206'daki 'resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan' suçu arasındaki ayrım nedir? Bir kişinin polis tarafından şüphe üzerine durdurulduğunda yalan kimlik bilgisi vermesi hangi durumlarda suç, hangi durumlarda kabahat teşkil eder?
İki fiil arasındaki temel ayrım, yalan beyanın 'resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında' yapılıp yapılmadığıdır. Eğer kamu görevlisi, görevi gereği resmi bir belge (örneğin, yakalama tutanağı, trafik ceza tutanağı, ifade tutanağı) düzenlerken kişiye kimliğini soruyor ve kişi yalan beyanda bulunarak bu resmi belgenin gerçeğe aykırı düzenlenmesine neden oluyorsa, TCK m. 206'daki suç oluşur. Ancak, ortada düzenlenen bir resmi belge yoksa, sadece kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak kimlik sorması üzerine yalan beyanda bulunuluyor veya bilgi vermekten kaçınılıyorsa, bu eylem 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 40/1'deki 'kimliği bildirmeme' kabahatini oluşturur. Örneğin, polis bir kişiyi şüphe üzerine durdurup kimliğini sorduğunda, kişi yalan isim söyler ve bu sırada hiçbir tutanak düzenlenmeden kişinin gerçek kimliği anlaşılırsa eylem kabahattir. Fakat polis, bu yalan beyana dayanarak o sahte isimle bir tutanak düzenlemeye başlarsa, TCK m. 206'daki suç oluşur. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2023/4674 K. sayılı kararı da bu ayrımı vurgulayarak, sanığın yalan beyanına rağmen tüm tutanakların gerçek kimliğine göre düzenlendiği ve sahte isimle bir belge oluşturulmadığı durumda eylemin kabahat olduğunu belirtmiştir.