Bir kimsenin yalan beyanı üzerine düzenlenen resmi belgenin hukuki bir sonuç doğurmaya veya ispat aracı olmaya elverişli olmaması durumunda TCK m. 206'daki suç oluşur mu? Örneğin, bir memurun, yalan beyanda bulunduğunu başından beri bildiği bir kişiye formu doldurtup sonra yakalanmasını sağlaması halinde suçun unsurları gerçekleşmiş midir?
Hayır, bu durumda TCK m. 206'da düzenlenen 'resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan' suçu oluşmaz. Bu suçun oluşabilmesi için, yalan beyan üzerine düzenlenen belgenin hukuki bir sonuç doğurmaya ve ispat aracı olmaya elverişli olması gerekir. Eğer belge, düzenlendiği andan itibaren aldatıcılık kabiliyetine sahip değilse veya memurun bilgisi ve kontrolü altında, hukuki bir sonuç doğurması engellenmiş bir şekilde düzenleniyorsa, suçun maddi unsuru olan 'elverişlilik' şartı gerçekleşmemiş olur. Soru metnindeki örnekte, memurun durumu bilmesi ve süreci kontrol altında tutması, düzenlenen belgenin herhangi bir hukuki sonuç doğurmasını veya bir hakkın ispatında kullanılmasını imkansız kıldığı için, suçun unsurları oluşmamıştır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2014/15124 K. sayılı kararında da, sınav görevlilerinin durumu başından beri bildiği halde başkasının yerine sınava giren kişinin cevap kağıdını doldurmasına izin vermesi durumunda, düzenlenen sınav cevap kağıdının hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığı ve bu nedenle resmi belgede sahtecilik suçunun oluşmadığı belirtilmiştir. Bu mantık, TCK m. 206 için de geçerlidir. Fiil, işlenemez suç (elverişsiz konu) niteliğindedir.