Şantaj suçu işlemek amacıyla bir kişinin özel hayatına ilişkin görüntüleri kaydeden fail hakkında, mağdurun şikayetçi olmaması durumunda yargılama nasıl şekillenir? Mahkeme, şantaj suçundan açılan bir davada, bu suçu özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna dönüştürerek hüküm kurabilir mi? Bu durumun CMK açısından sonuçlarını tartışınız.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/6215 E., 2015/20879 K. sayılı kararında bu husus ele alınmıştır. Karara göre, şantaj suçu (TCK m. 107) ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK m. 134) farklı suç tipleridir. Şantaj suçu, takibi şikayete bağlı olmayan bir suçken, özel hayatın gizliliğini ihlal suçu TCK m. 139 uyarınca şikayete bağlıdır. Mahkeme, şantaj suçundan açılmış bir davayı, kendiliğinden özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna dönüştürüp bu suçtan hüküm kuramaz. Böyle bir durumda, CMK m. 225 (Hükmün konusu ve kapsamı) ve CMK m. 226 (Suçun niteliğinin değişmesi) hükümleri gereğince, sanığa ek savunma hakkı verilmesi yeterli değildir; öncelikle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan usulüne uygun bir kamu davası açılması sağlanmalıdır. Dava açılmadan, sırf ek savunma ile suç niteliği değiştirilerek hüküm kurulması bozma nedenidir. Ayrıca, dava açılsa dahi, mağdur şikayetçi olmazsa, TCK m. 139 gereğince şikayet yokluğundan davanın düşmesine karar verilmesi gerekir.