TCK m. 139/1, 'Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç...' diyerek bu suçları şikayete bağlı olmaktan çıkarmıştır. Bu istisnanın ardındaki hukuki mantığı ve korunan hukuki değeri, şikayete tabi tutulan diğer özel hayata karşı suçlarla (örneğin TCK m. 134) karşılaştırarak analiz ediniz.
TCK m. 139/1'deki istisnanın temel nedeni, bu suç tiplerinin yalnızca bireyin özel hayatını değil, aynı zamanda kamunun genel güvenliğini ve kişisel verilerin korunmasındaki toplumsal menfaati de ihlal etmesidir. 'Kişisel verilerin kaydedilmesi' (TCK m. 135), 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' (TCK m. 136) ve 'verileri yok etmeme' (TCK m. 138) suçları, genellikle daha organize, sistematik ve yaygın bir etkiye sahip olabilir. Örneğin, bir şirketin milyonlarca müşterisinin verilerini hukuka aykırı ele geçirmek, sadece o kişilerin özel hayatını değil, tüm toplumun veri güvenliğine olan inancını sarsar. Bu suçların şikayete bağlı olmaması, devletin bu alandaki kamusal menfaati resen koruma iradesini göstermektedir. Buna karşılık, TCK m. 134'teki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (örneğin iki kişi arasındaki özel bir anın gizlice kaydedilmesi), daha çok kişisel ve mahrem alana yönelik bir saldırı olarak kabul edildiğinden, mağdurun iradesine (şikayetine) üstünlük tanınmıştır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2012/22005 E., 2013/24489 K. sayılı kararında da 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçunun şikayete tabi olmadığı vurgulanarak, şikayetten vazgeçilse dahi düşme kararı verilemeyeceği belirtilmiştir. Bu ayrım, korunan hukuki yararın niteliğindeki farklılıktan kaynaklanmaktadır.