Bir kişinin, hakkında devam eden bir ceza davası nedeniyle çıkarılan yakalama kararının infazını engellemek amacıyla, yakalandığında polise başkasının kimliğini ibraz etmesi, ancak polisin yaptığı araştırma sonucu gerçek kimliğini tespit etmesi halinde, bu eylem hangi suçu oluşturur?
Bu eylem, TCK'da tanımlanan suçlardan hiçbirini oluşturmayabilir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2016/971 sayılı kararında bu durum tartışılmıştır. 1) TCK m. 268 (Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma) suçu oluşmaz, çünkü fail yeni bir suç işlemiyor, sadece mevcut bir kararın (yakalama) infazından kaçmaya çalışıyor. 2) TCK m. 206 (Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan) suçu da oluşmaz, çünkü polisin yaptığı araştırma sonucu gerçek kimlik tespit edilmiş ve 'yakalama tutanağı' gibi resmi belgeler failin gerçek kimliğine göre düzenlenmiştir. Yani yalan beyan üzerine gerçeğe aykırı bir resmi belge düzenlenmemiştir. Bu durumda eylem, Kabahatler Kanunu m. 40'taki 'kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunma' kabahatini oluşturabilir. Yargıtay, bu tür durumlarda suçların unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat verilmesi gerektiğini belirtmektedir.