TCK m. 139'un gerekçesinde, etkin pişmanlığın cezayı ortadan kaldıran bir 'şahsi sebep' olduğu, ancak 'işlenmiş olan suç, işlenmemiş duruma irca edilemeyeceği için, rüşvet konusu şeyin müsadere edilmesi' gerektiği belirtilmiştir. Bu ifade ile Yargıtay'ın, rüşvet verenin parayı geri alamayacağı yönündeki içtihadı arasında bir çelişki var mıdır?
İlk bakışta bir çelişki var gibi görünse de, iki ifade farklı hukuki kurumları hedeflemektedir. TCK m. 254'ün gerekçesindeki ifade, 'rüşvet alan' kamu görevlisinin etkin pişmanlık göstermesi durumuna ilişkindir. Kamu görevlisi, aldığı rüşveti iade ettiğinde, bu para suçun konusu olduğu için TCK m. 54 uyarınca müsadere edilir; yani devlete kalır, rüşvet verene geri dönmez. Yargıtay'ın içtihadı ise, 'rüşvet veren' kişinin etkin pişmanlık göstermesi durumunda, verdiği paranın kendisine iade edilip edilmeyeceği ile ilgilidir. Gerekçenin devamında rüşvet verene paranın iade edileceği belirtilse de, Yargıtay bu paranın 'suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaat' (TCK m. 55) olduğunu ve iade edilmeyip müsadere edilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Dolayısıyla, gerekçenin ilk kısmı ile Yargıtay içtihadı aslında aynı sonuca varmaktadır: Her iki durumda da rüşvet konusu para, suçla ilişkisi nedeniyle Hazine'ye kalır, taraflara iade edilmez.