TCK m. 254/2'ye göre rüşvet veren kişinin etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi için 'pişmanlık duyarak' durumu bildirmesi şartı aranmaktadır. Bu 'pişmanlık' unsurunun tespiti nasıl yapılır? Örneğin, suç ortakları yakalandığı için yakalanacağını anlayarak itirafta bulunan bir kişi bu haktan yararlanabilir mi?
TCK m. 254'teki 'pişmanlık' unsuru, subjektif bir durum olup, failin iç dünyasıyla ilgilidir. Ancak hukuk, bu subjektif durumu dışa yansıyan hareketlerden ve olayın koşullarından çıkarmak zorundadır. Gerçek bir pişmanlık, failin fiilinden dolayı duyduğu üzüntü ve bu haksızlığı telafi etme iradesidir. Eğer bir kişi, suçun ortaya çıkmasının an meselesi olduğunu anladığı için, yakalanma korkusuyla veya daha az ceza alma umuduyla, yani samimi bir pişmanlıktan ziyade 'faydacı' bir nedenle itirafta bulunuyorsa, mahkemeler bu durumu 'gerçek pişmanlık' olarak kabul etmeyebilir. Etkin pişmanlığın amacı, suçu samimiyetle ortaya çıkaranı ödüllendirmektir. Başka bir seçeneği kalmadığı için konuşan birinin bu haktan yararlanması, kurumun amacıyla bağdaşmaz. Bu nedenle mahkeme, failin beyanının zamanlamasını, içeriğini, suçun ortaya çıkmasındaki rolünü ve diğer tüm koşulları değerlendirerek, pişmanlığın samimi olup olmadığına dair bir kanaate varacak ve etkin pişmanlık hükümlerini buna göre uygulayacaktır.