Belirli süreli bir kira sözleşmesinin, tarafların iradesiyle değil de kanun gereği (TBK m. 347) birer yıl uzaması durumunda, on yıllık uzama süresinin sonunda kiraya verenin fesih hakkını kullanması, Anayasa'da güvence altına alınan sözleşme özgürlüğüne bir müdahale midir? HGK-K.2021/614 bu durumu nasıl yorumlamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #86453

Bu durum, sözleşme özgürlüğüne bir müdahale değil, tam aksine uzun süreli kira ilişkilerinde kiraya verene bir çıkış imkanı tanıyarak sözleşme özgürlüğünü dengeleyen bir hükümdür. HGK-K.2021/614 sayılı kararında da belirtildiği gibi, TBK m. 347 uyarınca belirli süreli sözleşme, kiracının fesih bildiriminde bulunmaması halinde kanun gereği birer yıl uzar. Bu uzama süresince kiraya verenin, süre bitimine dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı yoktur. Bu durum, kiraya verenin mülkiyet hakkını ve sözleşme serbestisini uzun bir süre kısıtlamaktadır. Kanun koyucu, bu kısıtlamayı dengelemek amacıyla, on yıllık uzama süresinin sonunda kiraya verene, herhangi bir sebep göstermeksizin, usulüne uygun bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshetme hakkı tanımıştır. Bu hak, kiraya veren lehine konulmuş emredici bir hüküm olup, sözleşme ile aksi kararlaştırılamaz. Dolayısıyla bu, sözleşme özgürlüğüne bir müdahale değil, kiracı lehine olan korumanın sınırını çizen bir dengeleyici mekanizmadır.