6306 sayılı Kanun m. 6/A'ya göre, re'sen uygulama alanı ilan edilen yerlerdeki özel mülkiyete konu taşınmazların 'geçici olarak Hazine adına tescil edilmesi' ve daha önce imzalanan inşaat sözleşmelerinin 'feshedilmiş sayılması' uygulamaları, mülkiyet hakkı ve sözleşme özgürlüğü açısından hangi temel anayasal ilkeleri zedeleyebilir?
Bu uygulamalar, başta mülkiyet hakkı (Anayasa m. 35) ve sözleşme özgürlüğü (Anayasa m. 48) olmak üzere birçok anayasal ilkeyi zedeleyebilir. 1) Mülkiyet Hakkı: Özel mülkiyete konu bir taşınmazın, malikin rızası olmadan, geçici de olsa Hazine adına tescili, mülkiyet hakkına çok ağır bir müdahaledir. Bu durum, mülkiyetin kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği ilkesinin 'ölçülülük' sınırlarını zorlamaktadır. Özellikle sağlam binalar için bu uygulamanın yapılması, hakkın özüne dokunan bir müdahale teşkil edebilir. 2) Sözleşme Özgürlüğü: Tarafların iradesiyle kurulmuş ve hukuken geçerli olan özel hukuk sözleşmelerinin (inşaat sözleşmeleri), kanunla ve tarafların iradesi dışında tek taraflı olarak feshedilmiş sayılması, sözleşme özgürlüğüne ve kazanılmış haklara saygı ilkesine aykırıdır. 3) Hukuk Güvenliği ve Öngörülebilirlik: Bu tür düzenlemeler, kişilerin mülkiyet ve sözleşme hakları üzerinde sürekli bir belirsizlik ve keyfiyet riski yaratarak hukuk güvenliği ilkesini zedeler.