Anayasa Mahkemesi'nin 'Ahmet Aslan' kararına göre, PKK terör örgütünün Suriye uzantısı olarak kabul edilen YPG/PYD'nin, failin eylem tarihinde henüz kesinleşmiş bir yargı kararıyla 'terör örgütü' olarak ilan edilmemiş olması, propaganda suçunun oluşumunu nasıl etkilemiştir?
AYM, 'Ahmet Aslan' kararında bu durumu 'kanunilik' ve 'öngörülebilirlik' ilkeleri çerçevesinde değerlendirmiştir. Başvurucunun 'beğeni' eylemini gerçekleştirdiği 15.05.2015 tarihinde, PYD-YPG'nin bir terör örgütü olduğuna dair ilk Yargıtay kararının henüz verilmemiş (ilk karar 21.05.2015 tarihli) olduğunu tespit etmiştir. Mahkemeye göre, bir yapının terör örgütü olduğu kesinleşmiş yargı kararıyla aleni hale gelmeden önce, sıradan bir vatandaşın bu yapının niteliğini kesin olarak bilmesi beklenemez. Başvurucunun örgütle bir bağı da ortaya konulamadığı için, paylaştığı bayrağın bir terör örgütüne ait olduğunu bildiği varsayılamaz. Bu durumda fail, eyleminin (beğenisinin) kendisini cezai sorumluluk altına sokacağını 'makul olarak öngörebilecek durumda değildir'. Bu öngörülebilirlik eksikliği nedeniyle, ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin 'kanunilik' şartını taşımadığına ve 'suçların ve cezaların kanuniliği' ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.