Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu (TCK m. 206) ile iftira suçu (TCK m. 267) arasındaki temel fark, beyan edilen kimlik bilgilerinin niteliği açısından nasıl ortaya çıkar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #86373

İki suç arasındaki temel fark, yalan beyanda atıf yapılan kişinin 'gerçek' veya 'hayali' olmasına göre ortaya çıkar. Eğer bir kişi, bir suç işlerken veya bir resmi belge düzenletirken, 'gerçek bir kişinin' kimlik bilgilerini vererek o kişiyi işlemediği bir suçun faili gibi gösteriyor veya hakkında soruşturma açılmasına neden oluyorsa, bu eylem TCK m. 267'deki 'iftira' suçunu oluşturur. Ancak, eğer beyan edilen kimlik bilgileri 'gerçekte var olmayan, hayali bir kişiye' aitse, ortada hakkında iftira atılacak gerçek bir mağdur olmadığı için iftira suçu oluşmaz. Bu durumda eylem, TCK m. 206'daki 'resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan' suçunu oluşturur. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2016/75179 sayılı kararında da bu ayrım vurgulanarak, beyan edilen kimliğin gerçek bir kişiye ait olup olmadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.