Bir suçun işlenmesiyle elde edilen veya suçun konusunu oluşturan maddi menfaat, iyi niyetli üçüncü kişilere ait olmaması koşuluyla kazanç müsaderesine (TCK m. 55) tabi tutulur. 'İyi niyetli olmayan üçüncü kişi' kavramından ne anlaşılmalıdır ve bu kişinin iyi niyetli olup olmadığı hangi kanuna göre değerlendirilir?
TCK m. 55/3, bu madde kapsamına giren eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 'Medeni Kanun'un iyiniyetin korunmasına dair hükümlerinden istifade edemiyor olması halinde' söz konusu eşyanın müsaderesinin mümkün olabileceğini belirtir. Dolayısıyla, üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığının değerlendirilmesinde Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) iyiniyet (hüsnüniyet) kurallarına bakılır. TMK m. 3'e göre, kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Kazanç müsaderesi bağlamında iyi niyetli olmayan üçüncü kişi, suçtan elde edilen bir menfaati devralırken bu menfaatin suçtan elde edildiğini bilen veya bilmesi gereken (gerekli özeni göstermiş olsaydı bilecek durumda olan) kişidir. Örneğin, piyasa değerinin çok altında bir fiyata bir mal satın alan veya malın kaynağı hakkında şüphe duymasını gerektiren bariz durumlar olan kişi, iyi niyetli sayılmayabilir.