Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2012/13228 E. sayılı kararında, emniyet frekansına ayarlı bir telsizle yakalanan sanığın eyleminin neden TCK m. 132'deki 'haberleşmenin gizliliğini ihlal' suçunu oluşturmadığına karar verilmiştir? Mahkeme, eylemin hangi kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #86340

Yargıtay, bu eylemin TCK m. 132'deki suçu oluşturmadığına birkaç gerekçeyle karar vermiştir: 1) Suçun Mağduru ve Konusu Belli Değil: TCK m. 132, 'belirli veya belirlenebilir iki veya daha fazla kişinin' arasındaki bir haberleşmenin gizliliğinin ihlalini arar. Olayda, sanığın dinlediği spesifik bir haberleşme içeriği ve bu dinleme sonucu mağdur olan belirli kişiler tespit edilememiştir. 2) Gizliliğin Sağlanmasına Yönelik Özen ve Özel Çaba: TCK m. 132'nin oluşumu için, haberleşmenin taraflarının gizliliği sağlamaya özen göstermesi ve failin bu gizliliği 'özel bir çaba göstererek' aşması gerekir. Kararda, emniyet frekansına şifresiz ve zahmetsizce girilip girilemediğine dair bir belirleme yapılmadığı, dolayısıyla bu unsurun da eksik olduğu belirtilmiştir. Bu nedenlerle Yargıtay, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve eylemin, özel bir düzenleme olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63/4. maddesi kapsamında (telsizle ilgili idari/cezai yaptırımlar) değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar, suçun unsurlarının somut olayda titizlikle aranması gerektiğini göstermektedir.